''Hayat kısa, kuşlar uçuyor...''

''Hayat kısa, kuşlar uçuyor...''

20 Temmuz 2010 Salı

Kokun nefesimdi


Saçlarına dokunmak, sigaramın külüne dokunmak gibiydi. Yumuşak, narin, sımsıcak ve kırılgandı saçların, ama kar yağdığında onlara, benim üstüme çoktan yağmur yağmış olacak...

Göremeyeceğim ak saçlarını, koklayamayacağım buruşuk tenini, dokunamayacağım yüzünün yorgun kırışıklıklarına.
Hayat bizi erken ayırdı, gençlik denilen yalanın tam ortasındayken, ölüme terkedildik ve bize sorulmadı, ayıranlar ayırmak istediler ve ayırdılar, hiç düşünmeden apansız. Karşı koyamadık, çıkmadı sesimiz, boğazımızda düğümlendi sözcükler, aslında sen de biliyorsun ki bunların hepsi birer yalan.
Asıl olan korkumuz bedenen ölmekti, biz bedenen ölmek yerine, ruhen ölmeyi tercih edenlerdeniz seninle sevgilim, kör kurşunu tenimize değil ruhumuza yedik, delik deşik olduk ve şimdi o deliklerin içinde kaybettiklerimizi arıyoruz, ama nafile.

Rüzgar esti ve götürdü her şeyi, kalıcı olan sadece miras bıraktığın izler oldu. Yastığına kokun sinmişti, şu her zaman kullandığın parfümün kokusu. Başının yeri bile belli hala. Ben dokunmasam da o yastığa, temizlikçimiz dokunacak. Biliyor musun, parfüm şişeni saklamıştım senden habersiz, olurda bir gün gidersen, kokun bende kalsın diye.
Ben yine yastığa sıkacağım kokunu ve yine içime çekeceğim seni, sanki yanımdaymışsın gibi, sanki yaşıyormuşuz gibi, faniliğe inat ölmeyecekmişiz gibi.

Aşk meğer yumurtaya benzermiş, tutmasını bilemezsen düşürürmüşsün, kırılırmış. Fazla sıkı tutunca da kırılırmış...tutmasını beceremedik biz aşkımızı, başkalarına verdik taşısınlar diye.

Oysa iki kalbin arasındaki yola iki canandan başka kimse girmemeliydi, kimse yürümemeliydi taşlı yollarımızda, kimse ağlayıp ıslatmamalıydı toprağımızı. Şimdi kimin gözyaşıyla ıslandığı belli olmayan o toprak çamur oldu ve kirletti bizi, hem bizi hem de aşkımızı. Ruhum pes etmek üzere, kirlense de, elinde kalan tek ak şey hayata sallayacağı beyaz havlusuymuş, evet sevgilim ben beyaz havluyu attım ve pes ettim, çünkü sen yokken yanımda, ben ben olamıyorum. Miras bıraktığın kokunu alıp kefenime sıksınlar, vasiyetimin ilk ve son satırı bu, çünkü kokun nefesimdi...

Ölüp bulutlara karışıyorum şimdi, düğününde yağmur yağınca gözlerine yaş niyetine dökülmek için...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder